<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilgi ve Paylaşım Sitesi &#187; anksiyete</title>
	<atom:link href="http://www.percemler.com/etiket/anksiyete/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.percemler.com</link>
	<description>www.percemler.com</description>
	<lastBuildDate>Sun, 22 Aug 2010 21:20:05 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Takıntı ‘m Geldi, Yenmem Lazım</title>
		<link>http://www.percemler.com/takinti-m-geldi-yenmem-lazim/</link>
		<comments>http://www.percemler.com/takinti-m-geldi-yenmem-lazim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Feb 2007 18:48:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[endişe]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[panik atak]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.percemler.com/takinti-m-geldi-yenmem-lazim/</guid>
		<description><![CDATA[<p>


 <p>Kimi günde 25 kez ellerini yıkar, kimi evden her çıkışında 7 kez geri dönüp kapıyı kilitleyip kilitlemediğine bakar, kimi de evindeki koltukların simetrisinin ikide bir bozulmasından rahatsız olur. Bu anormal davranışlar ciddiye alınacak kadar önemli bir rahatsızlık.Çünkü takıntılar insan hayatını çekilmez bir hale getirebilir. Az ya da çok hemen hepimiz kafamıza birçok şeyi takar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img border="1" vspace="2" align="left" src="http://percemler.wordpress.com/files/2007/02/_i_socios_nuevos_120x120.kucukresim.gif" hspace="4" />Kimi günde 25 kez ellerini yıkar, kimi evden her çıkışında 7 kez geri dönüp kapıyı kilitleyip kilitlemediğine bakar, kimi de evindeki koltukların simetrisinin ikide bir bozulmasından rahatsız olur. Bu anormal davranışlar ciddiye alınacak kadar önemli bir rahatsızlık.Çünkü takıntılar insan hayatını çekilmez bir hale getirebilir. Az ya da çok hemen hepimiz kafamıza birçok şeyi takar, sorun eder, saatlerce, hatta günlerce o konuyu düşünürüz. Sonra da “Hiçbir şey kafaya takmaya gelmez” der ve geçer gideriz. Peki ya geçip gidemeyenler…<span id="more-105"></span></p>
<p>Bilimsel araştırmalar obsesif kompülsif bozukluk denilen “takıntı” hastalığının beyindeki serotonin bozukluklarından kaynaklandığını ortaya çıkardı. Özellikle de çocuklukta beyne yazılmış yanlış senaryolar ileriki yaşamda takıntı haline gelebiliyor. Beynin bu davetsiz misafirleri olan takıntıda insanın aklına bir düşünce, bir hayal gelir, oturur ve bir türlü oradan kalkmaz. Kafa bozuk plak gibi takılır kalır aynı yerde. “Takıntılar” kitabının yazarı Uzman Doktor Oğuz Tan’a göre, takıntı, depresyon gibi üzüntü ya da sıkıntı sonucu ortaya çıkabilecek bir hastalık değil. İnsanlar takıntılarının mantıksız olduğunun farkındalar; ama bir türlü kafalarından atamıyorlar. Hatta bazı takıntılar ters tepebiliyor. Sürekli elini yıkayan kişi temizlenmediğini düşünüyor ve hiç yıkamıyor ya da namazı yanlış kıldığını zanneden kişi namazı bırakabiliyor. Bazıları da ‘Kapıyı kilitledim mi?’ sorusunu düşünüp durmak yerine evinden hiç dışarı çıkamıyor.</p>
<p>Tikler, takıntıya akraba bir hastalık ve tamamen çocukluk çağında başlıyor. Tikler kaslardaki irade dışı hareketlerdir. Hareket ve ses tikleri olmak üzere ikiye ayrılır. Etrafımızdaki her 8 çocuktan birinde tik bulunuyor… Erkek çocuklarda kızlara oranla üç kat daha fazla tik görülür. Tikli çocuklar göz kırparlar, burun kıvırırlar, dudaklarını oynatırlar, kaşlarını kaldırırlar, yüz buruştururlar hatta aniden kafa atarlar. Omuz silkme, parmaklarla oynama, ayakları da gayri ihtiyari sallayabilirler. Bunların yanında sürekli burun çeken, sürekli öksüren, boğaz temizleyen, ıslık çalan ve kuş sesi çıkaran çocuklar da bu gruba girer. Ergenlik sonunda tiklerin büyük kısmı geçebilir; ancak bu çocukların yarıya yakını bu kez takıntı hastası olur.</p>
<p>Kleptomani olarak bilinen bu kişiler çalma dürtüsüne engel olamazlar. Soygun planı yapmaz. Kişi çalar; ama maddi değeri olduğu için ya da intikam almak için çalmaz. Hatta bazı çaldıklarını sonradan götürüp yerine koyar. Nitekim çoğu sonunda utanç, suçluluk ve vicdan azabı duyar.</p>
<p>Tan’a göre takıntının iki tür tedavisi var. İlaç ve psikoterapi tedavisi. Her iki yöntemi ayrı olarak deneyen hastaların yarıya yakınında belirgin bir düzelme görülüyor. Ancak her iki yöntemi birlikte uygulayan kişi yüzde doksan takıntısından kurtulabilir. Tedavisi yıllarca sürebilir ve çeşitli vesilelerle tekrar nüksedebilir. Psikoterapide bir takıntı hastasına söylenen tek şey “Sürekli takıntının üzerine git” uyarısıdır. Mesela yünlü bir beze dokunamayan bir kişinin bu takıntısından kaçmak yerine yavaş yavaş dokunmaya alışması gerekir.</p>
<p>En sık görülen takıntı çeşitleri</p>
<p>Temizlik takıntıları:<br />
Pislik, mikrop, idrar gibi maddelerin bulaşmasından korkma.</p>
<p>Şüphe takıntıları: Kapıyı kapattığından, fişi çektiğinden, namazı doğru kıldığından vs. emin olamama.</p>
<p>Hastalık takıntıları: Ölümcül hastalıklara yakalandığı hissinden kurtulamama.</p>
<p>Düzen ve simetri takıntıları: Eşyaların düzenli ve simetrik olmamasından aşırı rahatsızlık duyma. Eğrileri düzeltme, çizgileri eşitleme vs.</p>
<p>Saldırganlık takıntıları: “Çocuğumu camdan atar mıyım? Kadınlara saldırır mıyım?” gibi çevredekilere zarar vermekten korkma.</p>
<p>Cinsel takıntılar: Olmadık zamanlarda akla erotik görüntülerin gelmesi.</p>
<p>Dinî takıntılar: Allah’a küfretme, ‘Allah var mı, yok mu?’ sorusundan kurtulamama.</p>
<p>Metafizik takıntılar: ‘Ben ben miyim? Ruh nerede? İnsanlar hayal mi gerçek mi?’ gibi sorulardan kurtulamama.</p>
<p>Büyüsel takıntılar: Tehlikeden kaçınmak için tahtaya vurmak, kurşun döktürmek gibi.</p>
<p>Biriktirme takıntıları: Hiçbir eski eşyayı atamama, dışarıda ne bulursa değerli sayma ve eve alıp getirme. Bu kişilerin evleri adeta birer çöp ev olur.</p>
<p>Takıntıya akraba hastalıklar<br />
Tikler, çirkinlik takıntısı, hastalık hastalığı, kıl koparma hastalığı, zayıflama hastalığı, kumarbazlık, hırsızlık hastalığı, kundakçılık hastalığı, alışveriş hastalığı, seks bağımlılığı.</p>
<p>DİLEK CİHAN</p>
<p>Kaynak:Cumaertesi/Zaman</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı bu gün <strong><span style="color: #ff0000;">3</span></strong> defa, toplamda <strong><span style="color: #ff0000;">526</span></strong> defa okunmuştur. (Sayaç başlangıç tarihi : 25.11.2009)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.percemler.com/takinti-m-geldi-yenmem-lazim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Panik Atak , Anksiyete</title>
		<link>http://www.percemler.com/panik-atak-anksiyete/</link>
		<comments>http://www.percemler.com/panik-atak-anksiyete/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Feb 2007 22:40:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[endişe]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[panik atak]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.percemler.com/panik-atak-anksiyete/</guid>
		<description><![CDATA[<p>


 <p style="text-align: center;"></p>
<p>Aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir. Hastalarımızın çoğu zaman &#8220;kriz&#8221; adını verdiği bu nöbetlere biz panik atağı diyoruz. Panik atağı birdenbire başlar, giderek şiddetlenir ve şiddeti 10 dakika içinde en yoğun düzeye çıkar, çoğu zaman 10-30 dakika, seyrek olarakta 1 saat kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://img231.imageshack.us/img231/3657/panikatak300x219.jpg" alt="" /></p>
<p>Aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da <a href="http://www.percemler.com/etiket/korku">korku</a> nöbetleridir. Hastalarımızın çoğu zaman &#8220;kriz&#8221; adını verdiği bu nöbetlere biz panik atağı diyoruz. Panik atağı birdenbire başlar, giderek şiddetlenir ve şiddeti 10 dakika içinde en yoğun düzeye çıkar, çoğu zaman 10-30 dakika, seyrek olarakta 1 saat kadar devam ettikten sonra kendiliğinden geçer.</p>
<p><strong>Panik Atağının Belirtileri Nelerdir?</strong><span id="more-89"></span><br />
Göğüs ağrısı yada göğüste sıkışma<br />
Çarpıntı, kalbin kuvvetli yada hızlı vurması<br />
Terleme<br />
Nefes darlığı yada boğulur gibi olma<br />
Soluğun kesilmesi<br />
Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecek yada bayılacak gibi olma<br />
Uyuşma yada karıncalanma<br />
Üşüme, ürperme yada ateş basması<br />
Bulantı yada karın ağrısı<br />
Titreme yada sarsılma<br />
Kendini yada çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme<br />
Kontrolünü kaybetme yada çıldırma <a href="http://www.percemler.com/etiket/korku">korku</a>su<br />
Ölüm <a href="http://www.percemler.com/etiket/korku">korku</a>su<br />
Bir panik atağında bu belirtilerden EN AZ 4 YADA DAHA FAZLASI bulunur.<br />
Dörtten daha az belirtinin görüldüğü ataklara ise kısıtlı panik atağı adı verilir.</p>
<p><strong>Panik Bozukluğu Nedir?</strong><br />
Panik bozukluğu, tekrarlayan, beklenmedik <a href="http://www.percemler.com/etiket/panik-atak">panik atak</a>ları ve ataklar arasındaki zamanlarda başka <a href="http://www.percemler.com/etiket/panik-atak">panik atak</a>larının da olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyma. Panik ataklarının &#8220;kalp krizi geçirip ölme&#8221; , &#8220;kontrolünü yitirip çıldırma&#8221; yada &#8220;felç geçirme&#8221; gibi kötü sonuçlara yol açabileceği inancıyla sürekli üzüntü duyma yada ataklara ve olası kötü sonuçlarına karşı önlem alarak (işe gitmeme, spor, ev işi yapmama, bazı yiyecek yada içecekleri yiyip içmeme, yanında ilaç, su, alkol, çeşitli yiyecekler taşıma gibi ) bazı davranış değişikliklerinin görüldüğü ruhsal bir rahatsızlıktır.</p>
<p><strong>Panik Bozukluğu Nasıl Oluşur?</strong><br />
<strong>İlk atak başlıyor:</strong> Hiçbir neden yokken ve birden bire başlayan çarpıntı, terleme, göğüste sıkışma, nefes darlığı yada baş dönmesi, dengesizlik, fenalaşma yada baygınlık gibi belirtiler kişiyi dehşet içinde bırakır. Kişi &#8216;kalp krizi &#8216; geçirdiğini yada felç geçirmekte olduğunu zannederek yoğun bir &#8216;ölüm korkusu&#8217; ya da &#8216;felç olma&#8217; korkusu yaşar. Bazen de başında bir tuhaflık, sersemlik hissi, kendisini veya çevresini bir garip ya da değişik hissetme gibi duyguların ortaya çıkmasıyla, &#8216;kontrolünü kaybetmeye&#8217; yada &#8216;çıldırmaya başladığını&#8217; düşünerek kendisine yada çevresindekilere bir zarar vermekten korkmaya başlar. Hasta hemen, en yakın doktor ya da acil servise götürülür. Orada yapılan birçok muayene, çekilen film, elektrokardiyografi, tomografi ve diğer incelemelerde hiçbir şey bulunmaz. Hastanın nesi olduğu sorulduğunda doktorlar &#8216;hiçbir şeyi yok&#8217; ya da &#8217;<a href="http://www.percemler.com/etiket/stres">stres</a>ten olmuş &#8216; derler. Çoğu zaman sakinleştirici bir iğne yapılarak evine gönderilir.</p>
<p><strong>Ataklar tekrarlıyor:</strong> Bir süre sonra panik atakları tekrarlar. Hasta, her yeni atak ile aynı dehşet ve <a href="http://www.percemler.com/etiket/korku">korku</a>yu yeniden yaşamaya ve acil servislere taşınmaya başlar. Her seferinde yeniden muayene, yeniden incelemeler yapılır ancak hiçbir şey bulunmaz. Hasta, kalbinde ya da beyninde kötü bir şey olduğuna, ancak doktorların bunu bir türlü bulamadığına inanmaya başlar. Bazen de yanlış tanı konularak hasta, antibiyotikten nefes açıcıya, çarpıntı ilacından tansiyon ve kalp ilacına, vitamine kadar değişik ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılır, ancak bir türlü iyileşemez.</p>
<p><strong>Beklenti Anksiyetesi gelişiyor:</strong> Ataklar tekrarlamaya devam ettikçe, hasta, ataklar arasındaki dönemde gergin, huzursuz ve endişeli bir şekilde her an yeni bir panik atağının geleceğini beklemeye başlar. Bu endişeli bekleyişe &#8220;beklenti anksiyetesi&#8221; adı verilir. Atakların çoğu zaman belirsiz zaman ve yerlerde gelmesi bu kaygıyı daha çok arttırır. Ataklar sıklaştıkça, kalp krizi geçirip ölme, felç olma ya da kontrolünü kaybedip çıldırma <a href="http://www.percemler.com/etiket/korku">korku</a>ları pekişir.</p>
<p><strong>Yoğun ve sürekli üzüntü:</strong> Hastalar, evde kimsenin olmadığı bir zamanda kalp krizi geçirmekten ve hastaneye ulaşamadan ölmekten ya da kontrolünü kaybederek çıldırıp intihar etmekten, kendisine ya da yakınlarına bıçak ve bu gibi bir şeyle zarar vermekten, başkalarının bulunduğu ortamlarda çılgınca ve garip davranışlarda bulunarak rezil olmaktan şiddetle korkar. Bu düşüncelerin sürekli aklına gelmesinden dolayı da yoğun bir üzüntü duyarlar.</p>
<p><strong>Yoğun davranışlar değişiyor:</strong> Bir süre sonra ataklara ve ataklar sırasında gerçekleşeceğine inandıkları &#8221; felaketler&#8221; e karşı bazı önlemler almaya ve kimi davranışlarını değiştirmeye başlarlar. Ataklara neden olabileceğini düşündükleri etkinliklerden, yiyecek ve içeceklerden vazgeçerler. Ataklara karşı evden çıkarken alkol / madde/ ilaç / kullanırlar. Ataklar sırasında kullanmak üzerede yanlarında ilaç, su, yiyecek v.b. taşırlar. Ataklar sırasında olabileceklere karşı önlem alırlar. Örneğin atak sırasında kontrolünü kaybederek çocuklarına zarar vereceğine inanan hastaların önlem alarak evdeki bütün bıçakları kilit altında tuttukları, çocuklarıyla yalnız kalmamaya çalıştıkları, atak sırasında fenalaşarak kendini yitireceğinden ya da bayılacağından korkan bayan hastaların, baygınken çalınır diye takılarını yanlarına almadıkları, onu baygın bulanların yardımcı olabilmesi için evinin / eşinin / ailesinin adresini, telefon numarasını, hatta tıbbi yardım için ulaşabilmek üzere doktorunun kartvizitini taşıdıkları görülmüştür. Bu hastalar, gerektiğinde acil yardımı çabuk alabilmek için bütün günlerini hastane bahçesinde geçirmeyi ya da güzergahlarını muayenehane, eczane ve acil servis bulunan yerlerden seçmeyi tercih ederler.</p>
<p><strong>Agorafobi Nedir?</strong><br />
Hastaların %60&#8242;ından fazlası, atakların geleceği yer ve durumlardan kaçınmaya başlarlar. Yalnız başına evde kalamaz, sokağa yalnız çıkamaz, otobüs, vapur, deniz otobüsü gibi taşıt araçlarına, asansöre binemez, dar sokak yada köprülerden geçemez, Pazar yeri, büyük mağazalar gibi kalabalık yerlere giremez olurlar.bazen de, ancak yanlarında birisi ile yoğun bir <a href="http://www.percemler.com/etiket/endise">endişe</a> ve rahatsızlık duyarak bu tür yerlere gidebilirler. Hastaların, yalnız başlarına panik atağı geleceğini zannettikleri yerlere gidememe, o tür yerlerde kalamama durumlarına agorafobi denir.</p>
<p><strong>Panik Bozukluğu Nasıl Bir Hastalıktır?</strong><br />
Panik bozukluğu psikiyatristler tarafından iyi bilinen ve çok sık görülen bir rahatsızlıktır.Öyle ki, toplum içinde herhangi 100 kişinin yaklaşık 3-4&#8242; ü bu hastalığı ya daha önce geçirmiştir ya da halen bu hastalığı yaşamaktadır. Her yaşta başlayabilmekle birlikte en sık 20-35 yaşları arasında başlar. Kadınlarda, erkeklere göre 2-3 kat fazla görülür.</p>
<p><strong>Panik Bozukluğu Neden Oluşur?</strong><br />
<strong>Panik bozukluğunun neden olduğuna ilişkin iki bilimsel açıklama vardır: </strong><br />
1. Panik bozukluğu, beynimizde nöron adı verilen sinir hücrelerinden salgılanan, heyecan ve duygusal yaşantılarımızı düzenleyen bazı beyin hormonlarının düzensiz çalışması sonucu oluşmaktadır.<br />
2. Panik bozukluğu, günlük yaşantımızda yaptığımız bazı davranışlarımızın sonucunda ortaya çıkan ve tamamen &#8216;doğal ve zararsız&#8217; olan çarpıntı, terleme, nefes sıkışıklığı ya da baş dönmesi gibi bedensel belirtilerin, hasta tarafından kötü bir hastalığın belirtileri olarak değerlendirilmesi ve bunun sonucunda da &#8216;kalp krizi geçiriyorum, öleceğim&#8217; , &#8216;çıldırıyorum&#8217;, &#8216;felç olacağım&#8217; şeklinde yanlış yorumlanması sonucu ile oluşur.</p>
<p><strong>Tedavisi Mümkün müdür?</strong><br />
Panik bozukluğu, tedavisi mümkün bir hastalıktır. Bugün için etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış iki türlü tedavisi vardır.<br />
<strong>Bunlar:<br />
</strong>1. İlaç tedavisi<br />
2. Bilişsel-davranışçı tedavi<br />
<strong>1.İlaç tedavisi: </strong>İlaçlar, beyin sinir hücrelerindeki hormon faaliyetlerini düzenleyerek panik bozukluğunu iyileştirirler. Halen, ülkemizde bu hastalığa iyi gelen ilaçlar bulunmaktadır.<br />
İlaç tedavisi etkin dozda en az bir yıl sürdükten sonra, yavaş yavaş azaltılarak kesilmelidir.<strong> </strong></p>
<p><strong>2. Bilişsel-davranışçı tedavi: </strong>Bu tedavide iki amaç vardır.<br />
1. Hastanın, aslında tamamen &#8216;zararsız&#8217; olan panik atağı belirtileri hakkındaki yanlış bilgi ve inanışlarının düzeltilmesi ve hastanın bu belirtilerle korkmadan baş edebilmesinin öğretilmesi amaçlanır.<br />
2. &#8216;Panik atağı gelirse&#8217; <a href="http://www.percemler.com/etiket/endise">endişe</a>si ile, sokağa çıkma, vapur, otobüs, trene binme, kalabalık yerlere gitme gibi tek başına yapmaktan korktuğu şeylere bir plan dahilinde yeniden &#8216;alıştırılması&#8217; amaçlanır. En iyi sonuç, bu iki tedavinin birlikte uygulanması ile alınmaktadır</p>
<p><strong>Lütfen Unutmayınız!</strong><br />
*Panik bozukluğu, kesinlikle ölüme ya da çıldırmaya veya felç olmaya yol açan bir rahatsızlık değildir.<br />
*Doktorunuz önermedikçe <a href="http://www.percemler.com/etiket/korku">korku</a>larınız ile baş etmek için kalp, tansiyon, çarpıntı ilacı, vitamin, sakinleştirici ilaç ya da alkol kullanmayınız yada gerekir diye yanınızda taşımayınız.<br />
*Sadece doktorunuzun önerdiği ilaç ya da ilaçları kullanınız<br />
*İlacınızı doktorunuzun söylediği şekilde ve dozda kullanınız, o gün iyi ya da kötü oluşunuza göre dozu azaltıp arttırmayınız.<br />
*Tamamen iyileşseniz bile doktorunuza danışmadan tedavinizi kesmeyiniz.</p>
<p>Kaynak, Pfizer (internet)</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı bu gün <strong><span style="color: #ff0000;">4</span></strong> defa, toplamda <strong><span style="color: #ff0000;">1532</span></strong> defa okunmuştur. (Sayaç başlangıç tarihi : 25.11.2009)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.percemler.com/panik-atak-anksiyete/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
