Mahşer – Ahmet CANDEMİR (Özgün Yazı)

Yazar : Ahmet CANDEMİR
İlk Yayın Tarihi : 10.12.2010

Mahşer
İnsanların, büyük kitleler halinde bir araya gelip toplandıkları gün. Böylesine büyük bir kalabalığı bir arada görmemiş olan insanoğlunun şaşkın bir şekilde etrafına bakındığı büyük gün. Bunun küçük bir örneğini hac görevi esnasında Arafatta görmekteyiz. Fakat mahşer gününü başka şeylerle kıyaslamak mümkün değildir.

Bütün insanlar, kabirlerinden çıkarak, dünyanın dört bir yanından belli bir noktaya doğru hareket etmektedirler. Bu zorunlu bir gidiştir, isteğe bağlı değildir. İnsanlar amellerine göre sürünerek, yürüyerek, koşarak veya uçarak mahşer alanına doğru gitmektedirler. İnsanların bu gidişi esnasında üzerlerinde hiçbir elbise yoktur. Fakat hiç kimse yanında gidenin farkında değildir. Bu bile o günün dehşetini anlatmaya yeter de artar bile.

O gün herkes kendi kendinedir. Ne bir dost ne de bir yardımcı bulamaz etrafında. Anne baba çocuklarını, çocuklar anne babalarını feda edecek kadar kendi derdine düşmüştür. Hiçbir şeyi görmez olur gözleri azabın büyüklüğünü gördüğü zaman.

Adeta önemli bir sınavın sonucunu bekleyen insanların durumu gibi herkes bir araya toplanıp, yaratanın vereceği haberi beklemektedir. Yeni bir hayatın başlangıcıdır o. Her şeyi geride bırakıp bambaşka bir hayata adım atmanın arifesidir.

O gün bazı yüzler vardır sevinçten parlamaktadır. Onlar cennete gitmeye hak kazananlardır. Yine o gün suratları asık dehşet içinde insanlar da vardır. Onlar büyük ödülü kaybeden ve cehenneme götürülecek olanlardır.

Dünyada iken ortaya konan her davranışın bir sonucunun olması gerekir. İyilik yapanlara ödül, kötülük yapanlara ceza. Böyle bir sonucu tam bir adaletle ortaya koyacak olan ise herkesi yaratan Yüce Allah’tır. O, sonsuz adalet sahibidir. O’nun huzurunda hiç kimse haksızlığa uğramaz, herkes neyi hak ediyorsa onu alır. Güçlü olanla zayıf olan arasında bir fark yoktur.

Allah, yarattıklarına sonsuz merhamet sahibidir. Dilediği kulunu affedebilir. Ama affetmesinde de adaletli davranır. Sadece kötülük yapanları affedip iyilik yapanlara fazladan bir şey vermemesi düşünülemez. Kim küçücük bir iyilik dahi yapsa onun karşılığını görür. Kim de küçücük bir kötülük yapsa onun karşılığını yine görür.

Mahşer günüyle ilgili en önemli konulardan bir tanesi şefaat meselesidir. Bu noktada şunu bilmek gerekir ki, bir kişinin şefaat edebilmesi ancak Allah Teala’nın izin vermesine bağlıdır. Yani Allah, sen şu kişilere şefaat edebilirsin dediği kişilere peygamberler ve diğer şefaat yetkisi verilenler şefaat edebilecektir. O yüzden biz şefaat isterken insanlar-dan değil de doğrudan Allah’tan istemeliyiz.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir