Sindirilmiş Kadınlar… – Oya ENGİN (Özgün Yazı)

Yazar : Oya ENGİN
İlk Yayın Tarihi : 28.01.2011

Sindirilmiş Kadınlar…

Biz kadınlar neden hoşlanmıyoruz biliyor musunuz? Sindirilmekten…

Neden hoşlanıyoruz biliyor musunuz ? Sindirilmekten.

Ne bu şimdi diyebilirsiniz. Biraz karmaşık gibi görünebilir…

Hepimizin yakın çevresinde mutlaka vardır. Görmüşsünüzdür. Sindirilmiş kadınlardan bahsediyorum. İki türlü sindirilmiş kadın vardır. Birincisi baskı yoluyla sindirilimiş, diğeri de içe sindirilmiş.

Baskı yoluyla sindirilmiş kadınlara şöyle bir baktığımızda maalesef bir çoğunun hikayesi doğdukları anda başlamaktadır. Zaten dünyaya kız evlat olarak geldikleri için özellikle babaları tarafından hoş karşılanmamışlardır. Zira baba içinde yaşadığı toplum ve coğrafyanın etkisiyle kız çocuk sahibi olduğu için biraz buruktur. Ailesi ve arkadaşları arasında “erkek adamın erkek çocuğu olur” diye böbürlenme şansı hiç olmayacaktır. Düşünmektedir; neden doğmuştur bu kız çocuğu şimdi? Ah o karısı yok mu o karısı… Doğuramamıştır şöyle aslan gibi bir erkek evlat.

Sonra kadının sindirilmesi yazılmamış kurallarla devam eder. Bu arada eğer varsa ailede erkek kardeş , ağabey yoksa ailenin diğer erkek üyeleri ilave olur sindirme politikasına. İçinde yaşadığı toplumsal kuralların etkileri hissedilir büyüdükçe. Coğrafi baskılarda işin içine girdikçe yüklenmeye başlar; ilerleyen yıllarda tonlarca ağırlığa ulaşacak yükler kadının omuzlarına . Biraz büyüyüp evlenme çağına geldiğinde uygun bir koca ile evlendirilen kadının sindirilme işlemi resmi olarak eşine devredilmiş olmaktadır. Artık gelinlikle çıktığı eve ancak ve ancak kefenle geri gelebilecektir.

Kocası ise genellikle kadınının evlendiği günkü gibi kalmasını ister. Asla kişisel ve eğitimsel olarak herhangi bir gelişme göstermesini tercih etmez. Hatta bunun içinde ne gerekiyorsa yapar. Bazı kocalar kadını bakkala bile yollamaz. Kadın; mutfağında pişireceği sebzeyi seçme özgürlüğünden bile yoksun bırakılır. Hiçbir konuda fikir beyan etmesine izin vermez. Hatta fikir sahibi bile olmasını istemez. Sık sık ailesiyle, hele hele bekarlık arkadaşlarıyla fazla görüştürmez. Öyle kitap ,dergi, gazete , eğitsel yayınlar okutmaz. Sinema , tiyatrodan hiç bahsetmiyorum. Bilgisayar falan kullanmasını hiç istemez. Ama kendisi her türlü gelişmeyi, teknolojiyi kısacası hayatı yakından takip eder. Ama karısının sosyal hayatın içinde olmasını hiç istemez.

Zaten bir süre sonrada karısını da beğenmez.

Oysa kadının sindirilerek sosyal hayattan geri çekilmeye çalışılması ; aslında yetiştirilmek istenen çocukların gerçek eğitimlerinin, geleceklerinin ve sağlıklı ruh yapılarının oluşmasının önüne çekilmiş bir engeldir. Bunu hiç düşünmez. İlk eğitim aile içinde başladığından, bu eğitimin mimarının genellikle beraber geçirilen zamanın çokluğu sebebiyle anne olduğu ve bu eğitimin izleri yaşamımızın sonuna kadar bizimle beraber olacağı düşünülürse , bir baba olarak çocuklarına nasıl bir gelecek hazırladığının farkına bile varmaz.

Oysa içe sindirilmiş, kadın olduğu için baskı görmemiş , sosyal hayatın içinde olan, gündemi takip edebilen , donanımlı bir annenin yetiştirdiği çocuklar ile baskı yoluyla sindirilmiş ve istemese de bu hayata katlanmak zorunda kalan kadınların yetiştirdiği çocuklar aynı ortamlarda buluştuğu zaman; olayları değerlendirme ve sonuca ulaşma yollarında belirgin farklılıklar göze çarpmaktadır.
Kadınlar bu sindirilmişlikten artık çok sıkıldı. Bazı erkeklerde kadınları eskisi kadar sindiremeyeceklerinin farkındalar. Son yıllarda aileler içinde artık anneler, babalarına karşı çocukları tarafından koruma altına alınıyor. Annenin gelişmesi , geçmiş yıllardan gelen eksiklik ve geç kalmışlıkların telafisi için büyük destek veriyor ve fırsatlar yaratıyorlar. Buda kadını daha güçlü ve umut dolu hale getiriyor.

Böyle gençler sayesinde içe sindirilmiş kadınların çoğalacağı güzel günler sanırım pek de uzak değil. En azından ben öyle olmasını diliyor ve bekliyorum…

Bunları da sevebilirsiniz

Sindirilmiş Kadınlar… – Oya ENGİN (Özgün Yazı)” için 4 yorum

  1. Ziyaret ve yorumunuz için teşekkür ederim..evet size katılıyorum..ters giden şeyleri düzeltme yoluna gideceğimize maalesef aynı yöntemlerle karşılık vermek daha mı kolay geliyor insanoğluna acaba?

  2. Oya hanım Merhaba… Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum,tesbitlerinize katılıyorum, kısmende olsa Anadoluda özellikle bu tür baskıcı tutumlara raslamak mümkün tabiki, malesef gerçeğimiz, Oradaki cehaletin getirisi, Ancak baktığımızda şunuda üzülerek görüyoruzki, en çok sorunlu birliktelikler sıtatü sahibi, eğitimli insanlarda var. sanki kadınlar madden kendine yettikçe ilişki sorun yumağına dönüşüyor. birisi sahiplenme duygusunu, başkasına kaptırmayı sindiremiyor, namus kavramını aşamıyor, manşet oluyor, diğri bu tür kavramları aşmış sessizce hallediyor. Bende diyorumki hal böyleyse acaba genetik yapımızlamı ilgili bu durum? ya yoksa eğitimlinin farkı sadece okulda bayağı kesirleri çözmek ve bu kavramları yok saymayımı öğrenmiş olmak? Saygılarımla… H.TATAR

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir