Takıntı ‘m Geldi, Yenmem Lazım

Kimi günde 25 kez ellerini yıkar, kimi evden her çıkışında 7 kez geri dönüp kapıyı kilitleyip kilitlemediğine bakar, kimi de evindeki koltukların simetrisinin ikide bir bozulmasından rahatsız olur. Bu anormal davranışlar ciddiye alınacak kadar önemli bir rahatsızlık.Çünkü takıntılar insan hayatını çekilmez bir hale getirebilir. Az ya da çok hemen hepimiz kafamıza birçok şeyi takar, sorun eder, saatlerce, hatta günlerce o konuyu düşünürüz. Sonra da “Hiçbir şey kafaya takmaya gelmez” der ve geçer gideriz. Peki ya geçip gidemeyenler…

Bilimsel araştırmalar obsesif kompülsif bozukluk denilen “takıntı” hastalığının beyindeki serotonin bozukluklarından kaynaklandığını ortaya çıkardı. Özellikle de çocuklukta beyne yazılmış yanlış senaryolar ileriki yaşamda takıntı haline gelebiliyor. Beynin bu davetsiz misafirleri olan takıntıda insanın aklına bir düşünce, bir hayal gelir, oturur ve bir türlü oradan kalkmaz. Kafa bozuk plak gibi takılır kalır aynı yerde. “Takıntılar” kitabının yazarı Uzman Doktor Oğuz Tan’a göre, takıntı, depresyon gibi üzüntü ya da sıkıntı sonucu ortaya çıkabilecek bir hastalık değil. İnsanlar takıntılarının mantıksız olduğunun farkındalar; ama bir türlü kafalarından atamıyorlar. Hatta bazı takıntılar ters tepebiliyor. Sürekli elini yıkayan kişi temizlenmediğini düşünüyor ve hiç yıkamıyor ya da namazı yanlış kıldığını zanneden kişi namazı bırakabiliyor. Bazıları da ‘Kapıyı kilitledim mi?’ sorusunu düşünüp durmak yerine evinden hiç dışarı çıkamıyor.

Tikler, takıntıya akraba bir hastalık ve tamamen çocukluk çağında başlıyor. Tikler kaslardaki irade dışı hareketlerdir. Hareket ve ses tikleri olmak üzere ikiye ayrılır. Etrafımızdaki her 8 çocuktan birinde tik bulunuyor… Erkek çocuklarda kızlara oranla üç kat daha fazla tik görülür. Tikli çocuklar göz kırparlar, burun kıvırırlar, dudaklarını oynatırlar, kaşlarını kaldırırlar, yüz buruştururlar hatta aniden kafa atarlar. Omuz silkme, parmaklarla oynama, ayakları da gayri ihtiyari sallayabilirler. Bunların yanında sürekli burun çeken, sürekli öksüren, boğaz temizleyen, ıslık çalan ve kuş sesi çıkaran çocuklar da bu gruba girer. Ergenlik sonunda tiklerin büyük kısmı geçebilir; ancak bu çocukların yarıya yakını bu kez takıntı hastası olur.

Kleptomani olarak bilinen bu kişiler çalma dürtüsüne engel olamazlar. Soygun planı yapmaz. Kişi çalar; ama maddi değeri olduğu için ya da intikam almak için çalmaz. Hatta bazı çaldıklarını sonradan götürüp yerine koyar. Nitekim çoğu sonunda utanç, suçluluk ve vicdan azabı duyar.

Tan’a göre takıntının iki tür tedavisi var. İlaç ve psikoterapi tedavisi. Her iki yöntemi ayrı olarak deneyen hastaların yarıya yakınında belirgin bir düzelme görülüyor. Ancak her iki yöntemi birlikte uygulayan kişi yüzde doksan takıntısından kurtulabilir. Tedavisi yıllarca sürebilir ve çeşitli vesilelerle tekrar nüksedebilir. Psikoterapide bir takıntı hastasına söylenen tek şey “Sürekli takıntının üzerine git” uyarısıdır. Mesela yünlü bir beze dokunamayan bir kişinin bu takıntısından kaçmak yerine yavaş yavaş dokunmaya alışması gerekir.

En sık görülen takıntı çeşitleri

Temizlik takıntıları:
Pislik, mikrop, idrar gibi maddelerin bulaşmasından korkma.

Şüphe takıntıları: Kapıyı kapattığından, fişi çektiğinden, namazı doğru kıldığından vs. emin olamama.

Hastalık takıntıları: Ölümcül hastalıklara yakalandığı hissinden kurtulamama.

Düzen ve simetri takıntıları: Eşyaların düzenli ve simetrik olmamasından aşırı rahatsızlık duyma. Eğrileri düzeltme, çizgileri eşitleme vs.

Saldırganlık takıntıları: “Çocuğumu camdan atar mıyım? Kadınlara saldırır mıyım?” gibi çevredekilere zarar vermekten korkma.

Cinsel takıntılar: Olmadık zamanlarda akla erotik görüntülerin gelmesi.

Dinî takıntılar: Allah’a küfretme, ‘Allah var mı, yok mu?’ sorusundan kurtulamama.

Metafizik takıntılar: ‘Ben ben miyim? Ruh nerede? İnsanlar hayal mi gerçek mi?’ gibi sorulardan kurtulamama.

Büyüsel takıntılar: Tehlikeden kaçınmak için tahtaya vurmak, kurşun döktürmek gibi.

Biriktirme takıntıları: Hiçbir eski eşyayı atamama, dışarıda ne bulursa değerli sayma ve eve alıp getirme. Bu kişilerin evleri adeta birer çöp ev olur.

Takıntıya akraba hastalıklar
Tikler, çirkinlik takıntısı, hastalık hastalığı, kıl koparma hastalığı, zayıflama hastalığı, kumarbazlık, hırsızlık hastalığı, kundakçılık hastalığı, alışveriş hastalığı, seks bağımlılığı.

DİLEK CİHAN

Kaynak: Cumaertesi/Zaman

Son gelen arama terimleri :

  • takıntıların bilgisel yolla tedavisi (1)

Bunları da sevebilirsiniz

Takıntı ‘m Geldi, Yenmem Lazım” için 4 yorum

  1. benim de beni accaip rahatsiz eden takintilarim var.mesela ben kapidan iceri girerken birinin konusmasi ve ya ben bi isi yaparken birini odada olmasi ve ben isi yaparken yarisinda o insanin odadan cikmasi. yanimda olan kisi gitdikten sonra ayni isi en bastan yapmak zorunda oluyorum.artik bu takinti denilen sey beni deli ediyor.bazen oturup agliyorum ben neden boyleyim diye? kendi kendime soruyorum acaba benden baska bu durumda olan var mi? arkadaslarima da anlatamiyorum korkuyorum bana deli diyecekler.

    1. Firuze sen takıntılarını anlatamıyosun ya korkuyorsun ya bende kprkuyorum aslında korkmamak lazım. hatta acaba bu drumlarda yaşayan birtek benmiyim diye düşünüyosun hani sanki dünyada tek takınttısı olan senmişsin gibi. bendede bu anlatıalnalrın %90 ı var. yani şuan üzerimde.

  2. Yalnız değilsin. Benim de Takıntılarım var. Başkaları ne der ne düşünür diye çok takıyorum. Ben de oturup ağlıyorum bazen. Ama hepsi geçici. Allahım muhakkak şifasını verir er ya da geç

  3. Lütfen en kısa zamanda bir uzman psikiyatr a gözükün, çok basit bir ilaç île kendinîze gelebilirsiniz, sıkıntılarınızdan kurtulursunuz..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir