Târihe İhânet! – İbrahimî Feyzullah Yalçın (Özgün Yazı)
Dünya haritasını neye benzetirsiniz siz?
Ben göğüs kafesine benzetirim. Göğüs kafesindeki en önemli parça kalbdir.
Göğüs kafesine benzeyen dünya haritasının kalbi Türkiye’dir. Türkiye, dünyanın en önemli yerindedir. Bunu, ülkesini seven bir insanın sloganik bir çıkışı olarak okumayın lütfen!
Üç kıtanın ortasında, Asya ile Avrupa arasında köprü bir ülkeden bahsediyoruz.
Ben “Cennet Vatan” muhabbetlerini hiç sevmedim ama bu vatanın cennetliğine de hep inandım. İnsanlar, coğrafyalar arasında hiçbir ayırım yapmam amma u lâkin ben, bu topraklarda neş’et etmiş olmayı bir tâlihlilik/bahtlılık olarak da kabul ediyorum.
Bu ülkenin târihî, insanlık târihinin büyük bir yekûnunu teşkîl ediyor. Bu ülkenin târihi derken, kronometreyi Malazgirt’ten başlatmıyorum. Zirâ bu ülkenin meselâ harcında Hatti Devleti’nin kumu, eşyâsında Hitit’in sanatkârlığı, şekl-u şimâlinde Bizans’ında parmak izi vardır. Ve Urartu’su, ve Lidya’sı… Kavimlerin, medeniyetlerin, peygamberlerin, filozofların, hükümdârların aktığı bir coğrafya. Üç semâvî dinin peygamberlerinin ortak atası Hz. İbrahim’in beldesi.
Böyle bir târih, böyle bir mîras, böyle bir kültür, böyle bir zenginlik…Suyu azîz, toprağı bereketli, insanı hareketli… Bu coğrafyada misâfirperverlik, ikrâm, cömertlik, vefâ kanûn-u kadîmdendir. Bu coğrafyanın yüzölçümü 779.452 km2’dir ama, iç ölçümü rakamlarla ifâde edilemeyecek kadar derindir; kazıldıkça medeniyetler çıkaran bir toprak …
Çeşit çeşit insan ırkı, yüzlerce dil, binlerce damak tadı, on binlerce örf-âdet, milyonlarca insan…
Ve iklimi, ve çayı, ve fındığı, ve cevizi, ve sazı, ve sözü, en önemlisi özü…
Şimdi sen gel bu tecrübeye, bu derinliğe, bu bilgeliğe, bu birlikteliğe, bu târihe ihânet et.
Deki “biz-siz”, deki “Türk-Kürd”, deki “sağ-sol”, deki “Alevî-Sünnî”, deki “batılı-doğulu”
Ve yarıştır, ve atıştır, ve karıştır, ve çatıştır…
Yazıklar olsun bize! Veyl olsun size!
33 yaşındayım, birkaç hafta sonra baba olacağım ama 66 yaşındaki bir insan kadar yorgunum. Geçen farkettim; sakallarım da beyazlaşıyor. Sanki baba değil, dede olacağım. Irkçılardan, bağnazlardan, yobazlardan, kendini ülkenin tek sâhibi görenlerden; Allah, sanki sâdece kendisinin Allahıymış gibi insanlara bakıp, insanlara roller biçenlerden, ideoloji tüccarlarından, din bezirgânlarından, ya hep! Ya hiç! Mantığından, duyarsızlıklardan, bencilliklerden, insanın kendine kulluk etmesinden yoruldum.
Hepimize yetecek kadar geniş ve nîmetleri bol olan bu ülkede biribirimizi yiyip durduk.
De yeter!
Târihimiz hatrına, bu bîhemta ülkenin kadrına, tâlihimiz aşkına, medeniyetimiz şânına, insâniyet nâmına artık yeter!
01 Mart 2011, 07:00
İbrahimî Feyzullah Yalçın
H.TATAR
Mükemmel bir düşünceyi kaleme almışsınız, keşke gözümüze arkasındaki fitneyi ,bencilliği değil de, önündeki zenginliği ,paylaşımın değerini görmeyi öğretseler… Üzgünüm ama, Biz Padişahın yapamadığını kulu nasıl yapar, mantığından gelen, bir ejdadın toronlarıyız… Sonrasıda malüm..! Özgürlükçü deyip araba çizmeyi, Vatan sever deyip tahsilatçılık yapmayı, Dindar deyip imama asker olmayı öğretmedilermi? Buz gibi yemedikmi? Sizin bahsettiklerinizi anlayabilmek için, sanırım bunlara doymamız lazım… Dileğim böl ,paçala, meşgul et, yönet, yerine.. Topla, Eğit, Paylaştır, Yönet kavramlarının bir gün anlaşılmasıdır…
Saygılarımla
H.TATAR